“Vatan” dedik toprağına taşına
Zerresine göz diken her haydudun
Aklına gelmeyen gelir başına
Mazimiz ezeldir atimiz ebet
Ebede bir ömür biçilmez elbet
Türklüğün başına konarken devlet
Hainin konacak kuzgun leşine
Ne analar taşlar bastı bağrına
Ne babalar hasret çekti uğruna
Ne Mehmetler kurşun yedi böğrüne
Doyamadan gençliğine, yaşına
Boşa mı geçirdik bunca yılları
Kaç kere çiğnedik zorlu yolları
Her devirde ihanetin kolları
Alıştırdı bizi kahbe kurşuna
Yoluna çekildi hudutsuz çile
Birlikte yüründü ölüme bile
Bu kervanla varılmaz mı menzile
Ulusa da itler düşüp peşine.
Ne meçhulden geldik ne de aydanız
Bizler aynı millet aynı soydanız
Hatta aynı oymak aynı boydanız
“Türk’üz” gitmese de elin hoşuna
Güneş gibi ayan iken varlığı
Nakış nakış işlenmişken birliği
Aşmak varken birlikte her darlığı
Bir millette ayrılığın işi ne?
Dünya bölüp ayırmaya bakıyor
Bu ayrılık can evimi yakıyor
Biraz hınçtan biraz kinden akıyor
Kapılmayın gözlerimin yaşına
Bu damlalar kükremiş bir sel olur
Coşkun sele dere tepe yol olur
Can yanınca kardeş bile el olur
Mazlum bakmaz hem üçüne beşine
Şimdi ”eller böyle istiyor “ diye
Edelim mi yurdu ele hediye?
Öyleyse söyleyin bu Dursun niye
Durdu da yaşadı boşu boşuna?
31-01-1995-Kastamonu
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder