Ey vatanım benim ey şanlı yurdum!
Uykumdan çıkmadı hiç düşün senin
Seninle yatardım zorla uyurdum
Hasretlimdi serçen baykuşun senin
Şükürler Rabbime bitti bu gurbet
Bitti çilelerim tükendi hasret
Beni de bağrına bastı nihayet
Şefkatle hem toprak hem taşın senin
Ilgaz dağı! Dumanınla karınla
Yeşilinle beyazınla morunla
Binler yaşa şerefinle arınla
Bulutları delsin dik başın senin
Yol boyunca Karaçomak Çayı var
Çaylarının billur gibi suyu var
İnsanının biraz sertçe huyu var
Belli de olmuyor pek işin senin
Türbelerin aynen nurlara benzer
Cennetten umulan yerlere benzer
Kalen heybetiyle Surlara benzer
Ancak İstanbul’dur sırdaşın senin
Milletin gururu başların tacı
Askerle yan yana Şerife Bacı
Her satırı çile her harfi acı
Destandır Kurtuluş Savaşın senin
Bir minare yol arıyor Mabud’a
Şadırvanı pek yakışmış mabede
Nurullah bir tarihi abide
Belki de tarihten çok yaşın senin
Bir tarafın deniz bir yanın orman
Tarihle doğaya olmuşsun harman
Hastalara şifa dertlere derman
Hem baharın yazın hem kışın senin
Dıştan -Ilgaz gibi – insanın mağrur
İçten engin deniz ne kin ne gurur
Böyle insan pek az yerde bulunur
Var mıdır cihanda bir eşin senin
Hâlâ yapılır mı sucuk pastırma
Balkonlara dizme, asma astırma
Mümkün mü tiritle açlık bastırma
Doyasıya yenir her aşın senin
El işlerin haber getirir dünden
Yarına da renk taşısın bu günden
Herkes örerse de çorabı yünden
Kimseye benzemez örüşün senin
Kepceoğlu, bu vatana can feda
İkbal feda, şöhret feda şan feda
Evlat feda ecdat feda sen feda
Feda olsun bacın kardeşin senin
KASTAMONU-1992
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder