RÜCU

Kastamonu’yu dört bir yandan saran gelişmemiştik, unutulmuşluk göç ve umutsuzluk karşısında şu mısraları söylemiştim

“Bir tarafta kara kader
Bir tarafta Karadeniz
Bir yolunu Ilgaz keser
Birini de biz keseriz”

Şimdi kıpırdanmaları görüyor yukarıdaki bir kıtamı geri alıyor bu kıpırdanmaların titremeye silkinmeye ve atağa dönmesi ümit ve heyecanı ile çok sevdiğim memleketime aşağıdaki on kıtayı ithaf ediyorum.

Mercan gibi dizilmişsin
Ilgaz Dağı eteğinde
Bin çiçekten süzülmüşsün
Balsın kendi peteğinde

Hoş havan bol güneşin var
Bahar yaz güz ve kışın var
Ne benzerin ne eşin var
Zor bulunur ortağın da

İnsanını ruhu engin
Kendi fakir ruhu zengin
Baksam acep var mı dengin?
Arap’ında Frenginde?

Erin cephede savaşta
Gece gündüz karda kışta
Gerikiler çocuk yaşta
Karasaban tutağında

Şerife Bacı bir misal
Her kadınında aynı hal
Sulhta bebe okşayan el
Harpte tüfek kundağında

Halden maziye bir bakış
Tarih sende nakış nakış
Atiye doğru bu akış
Sürer kendi yatağında

İki kıta üç-beş devlet
Gezdim seksen bir vilayet
Yok sendeki bu asalet
Yakınında ırağında

Senin kadrin bilmeyenin
Vefa ile dolmayanın
Sana hayrı olmayanın
Aşın kalsın kursağında

Şanlı mazi gözde tüter
Zaman bu her şeyi yutar
Harcadığın zaman yeter
Ümitsizlik batağında

Bu sefer bitmeli bu iş
Dursun bu geriye gidiş
Atakla olur yükseliş
Büyük olsun atağın da

  1994-Kastamou



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

BAYRAK

Ey istikbalim mazim ey savaşım, barışım Dalgalan sen gönlünce gökyüzü mekân sana Senin için uğraşım senin için yarışım Gıpta ile bakıyor yer...