CEVHER
Bir gömlek dirsekleri yırtık yaka yamalı
Bu yavrucağız Ya Rabbi böyle olmamalı
Elindeki boya sandığı boyundan büyük
Üç yerinden ekli kayışla sırtında bu yük
“Boyacı “ diyen sesi sanki imdat istiyor
Mahzun bakışı dağdan taştan medet istiyor
Elini cila yarmış soğuk fırtına caba
Gözü müşteri arar “ Bir bey yok mu acaba ?”
İzmaritin dumanı doldurur boğazını
Yazın sıcağını yer kışın da ayazını
Dünyası yıkık onun hayalleri de kırık
Saklı durur kalbinde düğümlenen hıçkırık
“Hey Boyacı bak” dedim ağlamaklı sesimle
Bana döndü yüzünde sevinç ve tebessümle
“Gel “ dememe kalmadı hemen koştu yanıma
Yavrunun kaynamıştı çoktan kanı kanıma
Yirmi lira uzattım : “Al yavrum senin olsun”
Dedi ki “ Senin olsun” gururla “ Almıyorum
Dilenci değilim ben boyacıyım boyacı”
Birden sevince döndü içimdeki o acı
“Hak ettiğini almalı insan “ diye ekledi
Sonra önüne bakıp cevabımı bekledi
Ben elimle silerken gözlerimin yaşını
Uzaklaştı yanımdan sallayarak başını
Arkasından bakınca onda Fatih’i gördüm
Sel gibi akıp giden şanlı tarihi gördüm
Zaman eğdiremezmiş Türk’ün başını meğer
Ey Türk senin boyacın bütün dünyaya değer
1979-ANKARA
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
BAYRAK
Ey istikbalim mazim ey savaşım, barışım Dalgalan sen gönlünce gökyüzü mekân sana Senin için uğraşım senin için yarışım Gıpta ile bakıyor yer...
-
Ey istikbalim mazim ey savaşım, barışım Dalgalan sen gönlünce gökyüzü mekân sana Senin için uğraşım senin için yarışım Gıpta ile bakıyor yer...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder