ATABEY GAZİ

Atabey Gazimizin camiinde bir Cuma
Namazının ardından okumak için dua
Hazireye yönelip açmış iken elimi
Öyle bir hayal gördüm, sanki yuttum dilimi

Bir mezarın tepesi sarığa benzer taşı
Adeta insan oldu, yerinde gözü kaşı
Nur yüzlü bir dedeydi, sesi gönlüme erdi
Vatan diliyle bana bir tarih dersi verdi:

***

“Türklük ile tanıştım, az kala bin yüz beşe
Gümüş Tekin Gazinin kılıcının ucundan
Bir asır kadar sonra, ayrılık geldi başa
Kader ayırdı beni Türklerin avucundan

Bin iki yüz on üçte, kavuştum bir güneşe
Hüsamettin Çoban Bey doğdu kale burcundan
Bir Gazi Atabeydi, konuşmazdı hiç boşa
Suğdak’a gider iken emindi sonucundan

Dur durak bilmez idi, hazırdı hep savaşa
Hamuru karılmıştı Ortaasya harcından
İşi hep harp değildi, şekil verdirdi taşa
Hanlar ..kervansaraylar...o kurtuldu borcundan

Alp Yürek Bey devraldı, babasından nöbeti
Az değil idi elbet, Atasından heybeti
Fakat Moğol belası bağladı eli kolu
Baştan sona sarsıldı tekmil bir Anadolu

Bin iki yüz seksende yeniden güldü talih
Yavlak Aslan’ın tahta geçtiği gün bu tarih
Bin iki yüz seksen dört ekimin sonlarında
Yavlak Aslan göründü Gideros önlerinde

Cide'yi feth ederek genişletti bu yurdu
Milletinin gönlünde, sarsılmaz bir taht kurdu
İmar ve iskân ile can verirken şehire
Beyliği ve hayatı yaklaşmıştı ahire

Abaka Han ölünce yeni bir kavga çıktı
Bu kardeş kavgasında onun da kanı aktı
Oğlu Emir Mahmut’un beyliği kısa sürdü
Candaroğlu Süleyman, talihini söndürdü

Bin iki yüz dokuzda Çobanoğlu yerine
Candaroğlu Bey oldu, İslam’ın askerine
Boş kalacak değil ya Türklüğün has bahçesi
Bir başka fasıl olsun, onların tarihçesi “

Dedi nur yüzlü dede, ben hayalden uyandım
Gittikçe silikleşen sesin ardınca yandım
Bu zat Dede Korkuttu, sonradan oldum emin
Tanrım Cennette komşu eylesin bizi. Amin ..



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

BAYRAK

Ey istikbalim mazim ey savaşım, barışım Dalgalan sen gönlünce gökyüzü mekân sana Senin için uğraşım senin için yarışım Gıpta ile bakıyor yer...